YUNAN ASKERLERİYLE YERLİ RUMLARIN ÇANAKKALE’YE BAĞLI ÇANPAZARI NAHİYESİ VE KÖYLERİNDE IRZA TECAVÜZ, YAĞMA VE KATLİÂM YAPTIKLARI

Çanpazarı’nı abluka altına alan Yunan kuvvetleri ve yerli Rumların, nahiyeden on kadar Müslümanın evini tahrip edip eşya, para ve kıymetli ne varsa yağmaladıkları, sokaklarda rastladıkları Müslümanları döverek yaraladıkları, yardıma koşan çevre köy ahalisiyle meydana gelen çarpışmada her iki taraftan da kayıplar olduğu, Bayramiç’teki Yunan kuvvetlerinin Hacı Bekirler, Muratlar, Hacı Kasım köylerini basarak ev ve camileri talan ettikleri, kıymetli eşya, para ve hayvanları çaldıkları, genç kız ve kadınlara tecavüz edip, beş yaşında bir çocuğu katlettikleri ve halkı bir yerde toplayıp köyü yaktıkları, Biga ile Çanakkale arasındaki haberleşmenin kesildiği, tarlada çalışan rençber ve mültecilerin katledilmeleri üzerine Karakocalar köyünden yirmi sekiz ailenin bütün eşyalarını bırakarak göç ettikleri, Kolfaköy’e[Kolfal] gelen Yunanlıların manifatura ve bakkal dükkânını yağmalayıp, birçok ev eşyası ve hayvanı gasbettikleri, halktan bazılarını yaraladıkları, Çavuşköy’ü tamamen yağmalayıp evleri, ağaçları, ılıcaları yaktıkları; köylerden çaldıkları kilim ve halıları İkizçeşme mevkiinde ısınmak maksadıyla yakıp, gasbettikleri hayvanları yedikleri, Mallıköy halkına bıyık yolmak, sakal koparmak, dövmek, defalarca boynuna ip geçirip asmakla kokutmak ve kadınlara tecavüz gibi işkenceler uyguladıkları, Kocayayla köyünden olup, Yunanlıların bir şey yapmayacaklarını söylemeleri üzerine inanarak köylerine dönen beş aileye feci şekilde işkence edildiği, para ve eşyalarının çalındığı, Dereköy ve Yahyaköy’de de benzer zulümler yapıldığına dair isim, yer, şahıs ve zaman belirten ifade ve raporlar.

29 Mayıs 1921

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmîyye Müdîriyeti

Aded 307

Tarih:12‑13/5/[13]37

Gayet Müsta‘celdir

Sûret

Şehr‑i hâlin on ikinci perşembe günü sabâhı alaturka sâ‘at on râddelerinde Biga Yunan işgâl kumandanı ma‘iyyetinde elli neferlik bir müfreze ile Çan merkez nâhiyesine gelüp Çanlı Osman Efendi'nin hânesini taharrî ve mûmâ‑ileyhi bulamayınca merbût pusulada esâmîsi muharrer bulunanların hânelerini taharrî edüp ve merbûten takdîm kılınan cedvelde cinsi ve mikdârı muharrer eşyâ ve nukûdu gasbedildikden sonra Mekteb Mu‘allimi Hakkı Efendi'yi, ahâlîden Ali'nin dâmadı İbrahim, İlyas Çavuş, Velioğlu Ali, Davulcu Mehmed Ali Çavuş'un oğlu Hamdi vesâ’ireyi fenâ bir hâlde darb ve müdîriyet odacısı Ali Rıza'yı baldırından süngü ile cerh ve İbrahim Çavuş'un Halil'i müte‘addid mahallerinden darb ve kama ile cerh, Topcu oğlu Mehmed'i süngü ile hafif sûretde cerhetdikden sonra mahallât arasında her ne esbâba mebnî ise üç dört sâ‘at kadar silâh endâht etdikleri ve silâh sadâsını işiden civâr kurâdaki ahâlîden bir kısmı eşkıyâdır zannıyla alaturka sâ‘at yedi buçuk râddelerinde nâhiye merkezine gelerek Yunanlılar ile aralarında devâm eden müsâdeme netîcesinde Yunanlılardan ikisi telgrafhâne derûnunda ve ikisi köy dâhilinde olmak üzre dört nefer maktûl düşüp dağlık arâzîden Biga'ya doğru savuşdukları ve ahâlîden Çanpazar karyeli Hayreddin oğlu Beytullah, Mallı karyesinden Koca Muhacir'in Şaban şehîd ve Çavuş karyesinden Muhacir Osman göğsünden ve seyyar satıcılardan Arnavud Hacı ayağından mecrûh olduğu ve nâhiye merkezine yarım sâ‘at mesâfede cenûb istikâmetinde İngiliz işgâl mıntıkası dâhilinde Kocayanık mevki‘inde beş altı Yunan neferinin daha maktûl düşdüğü ahâlî tarafından söylenmekde ise de vaktin geç olması ve arâzînin dağlık bulunması hasebiyle hakîkât anlaşılamadığından keyfiyet ayruca arzedileceği ve ahâlî köylerine dağılmış olduğundan bu husûsda tahkîkât‑ı lâzimenin icrâsı içün hey’et‑i tahkîkiyyenin sür‘at‑i i‘zâmı bölüğe arzedildiği ma‘rûzdur.

Çanpazar Takım Kumandanı : Mülâzım‑ı Sânî Süreyya

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Zabıt Varakası

Şehr‑i hâlin on dördüncü cumartesi günü Bayramiç'de iki yüze karîb Yunan kuvve‑i işgâliyye askeri, otuzu mütecâviz Yunan çetesi Muradlar'a gelüp bir gece orada kaldıkdan sonra sabahleyin Hacı Bekirler karyesine gelerek karyeyi abluka edüp elli kişilik bir kuvvetle karye‑i mezkûreyi taharrî maksadıyla bütün hâneleri soyup mâl, nukûd ve eşyâ‑yı beytiyyelerinin, kıymetli kadın ve cihâz takımlarını da kâmilen ahz u gasb ederek ahâlî‑i mağdûreyi şiddetle darb ve işkence ile de ayrıca pâre istedikleri ve karye ahâlîsinden Molla Ahmed oğlu Yusuf Ağa'nın beş yaşlarında Salih nâmında oğlan çocuğunu Fransız tüfengi ile çocuğun sağ dizinden urarak cerhedilmiş ve yarım sa‘ât sonra ma‘sûm vefât etmiş ve yine karye‑i mezkûre ahâlîsinden Hasan oğlu Ali'nin on üç yaşındaki Şehriye nâm kızı cebren bikrini izâle etmek fi‘l‑i cinâyeti îkâ‘ ile karyeden genç kadınların kezâ ırz ve nâmûslarını cebren ta‘arruzla fi‘l‑i şenâ‘ati icrâdan sonra ahâlî‑i mağdûreyi bir araya toplayup tekrâr darb ve işkence ile içlerinden cem‘an beş kişi berâberlerinde alup götürdükleri ve talan etdükleri nukûd ve eşyâ vesâ’ireyi karyeden beş aded merkebe yükleterek götürdükleri ve ba‘dehu kendilerinin karyede beş sâ‘at zamân zarfında bâlâda gösterildiği üzre envâ‘‑ı cürm ve mezâlimât ve nice şenâ‘ât ve mukâtele ile karyeden çıkmalarından yarım sâ‘at evvel karyeden Osman oğlu Ömer, Osman oğlu Mustafa, Ömer oğlu Ali, Ahmed oğlu İsmail, Hüseyin oğlu Hasan, Hüseyin oğlu Koca Mustafa, Hacı Bayram oğlu Ramazan, Hacı Ahmed oğlu Osman ve Hacı Ahmed Ağa nâmlarındaki eşhâs‑ı mağdûrenin hâne, zahîre anbarı ve koyun kışlası, samanlık ve ahur damlarını kâmilen ihrâk edüp ve diğer hânelerin de kâffesini ateşlemişler; derûnundaki eşyâların kat‘iyyen alınmamasına mecbûren ahâlîyi hânelerinden uzak mahallede bir müddet tevkîf etdikden sonra yağma ve gasbetdikleri eşyâları, aldıkları beş merkeble götürüp savuşmuşlar. Bunun üzerine mağdûr ahâlî korkarak her dürlü tehlikeyi göze alup yanmakda olan hânelerinin itfâsına koşmuşlar ise de bâlâda isimleri muharrer eşhâsın hânelerinden gayrılarını az bir yangınlıkdan kurtarabilmişler ve netîce‑i tahkîkâtın bâlâda muharrer dokuz hâne, ebniye‑i sâ’ire kâmilen imhâ olunmuş ve derûnundaki bir çok hayvanât‑ı ehliyyenin dahi yandığı anlaşılmış ve câmi‘‑i şerîfin de iki aded büyük kilim[i] dahi gasbolunmuş ve keşfolunmayan birçok nevâkısla karye‑i mezkûr vukû‘âtını mübeyyin işbu zabıt varakası zîrde esâmîleri muharrer eşhâs huzûrunda tanzîm kılınmağla arzolunur efendim.

14/Mayıs/[1]337  

Bâzergânlar Jandarma Seyyar Müfreze Kumandanı

Mehmed Durmuş

Jandarma Müfreze Efrâdı

Mustafa

Bu dahi

Mehmed

Bu dahi

Mustafa

 

Hacıbekirler Karyesi İmâmı

 

Karye‑i Mezkûre Muhtâr‑ı Evveli

 

Karye‑i Mezkûre Muhtâr‑ı Sânîsi

 

A‘zâ

Yusuf

 

A‘zâ

Eyüb

 

Mağdûr

Hüseyin oğlu

Koca Mustafa

 

Mağdûr

Ömer oğlu

Ali

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmiyye Müdîriyeti

Sûret

Umûm Jandarma Kumandanlığı'na

16/Mayıs/[13]37 târîh ve 4111 numaralu arîzaya lâhıkadır:

1‑ Şehr‑i hâlin on ikinci perşembe sabâhı Biga'nın Çanpazarı nâhiye merkezi şafakla berâber Biga Yunan kumandanı ma‘iyyeti efrâdıyla abluka edilerek eşrâfdan Osman Efendi'nin hânesi taharrî ve kendisini bulamayınca diğer hâneleri de taharrîye başlayarak bu miyânda ellerine geçirdikleri eşyâ, pâre vesâ’ire ahz u gasbedilmekle berâber memleket içinde önlerine geleni darb ve cerhederek ve her tarafa silâh atarak ahâlîyi tedhîş etmişlerdir.

Sabahdan öğlene kadar bu işkence devâm etmiş ve mütemâdî silâh seslerini işiden civâr kurâ ahâlîsi nâhiye merkezini eşkıyâ basdı zann ü zehâbında bulunarak ellerine geçirdikleri çifte, revolver ve baltalarıyla Çanpazar'ın imdâdına koşmuşlarsa da karye kenarında abluka ve tarassudda bulunan Yunan askeri bunları görerek üzerlerine ateş açdıklarından ahâlî de bi'l‑mukâbele ateşe başlamışdır.

Müsâdeme gurûba kadar devâm etmiş ve Yunanîlerin tekrar Biga'ya çekilmeleriyle ateşe nihâyet verilmişdir. Müsâdemede karye dâhilinde ahâlîden iki kişi şehîd, üç dört mecrûh bulunduğu gibi Yunanîlerden de dört maktûl görülmüşdür. Karye hâricinde vukû‘a gelen ahvâl netîcesi henüz mechûldür.

Gerek Yunanîlerin vürûduyla hâneleri taharrî ve tecâvüzü sırasında ve gerekse köylülerin vürûduyla müsâdeme bidâyetlerinde nâhiye müdîri ve jandarma takım kumandanı gayr‑ı Müslim efrâdıyla fenâlığın ref‘ ve izâlesine çalışılmış ise de semere‑bahş olamamışdır. Yunan asâkir‑i muntazaması miyânında asker elbisesini lâbis Biga ve Karadağ ahâlî‑i Hırıstiyâniyyesi de bulunduğu görülmüşdür. Vak‘ayı müte‘âkib ahâlî‑i kurâ köylerine çekilerek sükûnet i‘âde edilmiş herkes işiyle gücüyle meşgûl bulunmuşdur. Bu husûsda mahallî mıntıka kumandanlığından alınan rapor merbûtdur.

2– Şehr‑i hâlin on dördüncü Cumartesi günü Bayramiç Yunan kumandanı iki yüze karîb bir kuvvetle Bayramiç kazâsına merbût Hacıbekirler ve Kal‘a‑i Sultâniyye kazâsına merbût Muradlar ve Hacı Kasım karyesine gelerek canavarların bile yapamayacağı âsâr‑ı vahşetde bulundukları, câmi‘in kilimleri, hânelerden zî‑kıymet eşyâ ve nukûdu nehb ü gâret ve hayvan ve mevâşîyi ahz u gasbetdikden başka merbûtu vesîkadan keyfiyet müstebân buyurulacağı vechile beş yaşındaki bir çocuğu bile katl ve on iki, on üç yaşında bir sıbyânın bikrini izâle etmek ve köye ateş vererek ve ahâlînin söndürmemeleri içün de köy halkını bir mahalde tevkîf etmek gibi canavarlıklar irtikâb edilmişdir.

Bu miyânda mukaddemâ Bayramiç Yunan kumandanı tarafından seddedilen ve mu‘ahharan İngiliz kumandanının vesîkasıyla taburdan efrâd gönderilerek tekrâr küşâd edilen Bâzergânlar jandarma karagol kumandanı 93 Mehmed oğlu Durmuş ile efrâddan 69 İbrahim oğlu Mehmed'i dahi işbu asâkir‑i câniyye yolda tevkîf ederek ezâ vü cefâ eyledikleri ve bunlardan 93 Mehmed oğlu Durmuş bi't‑takrîb firâren gelmiş ise de diğerinin hayât ve memâtı mechûl bulunduğu jandarmalarımızın hîn‑i tevkîfinde Yunan kumandanına vazîfeten bulundukları hakkında İngiliz Kumandanlığından ahzedilmiş olan vesîka ibrâz olundukda büsbütün âsâr‑ı şu‘ûr ibrâzıyla vesîkanın da parça parça edildiği anlaşılmışdır.

Mes’elenin arîz u amîk tahkîki ahâlînin âlâm ve ıztırâblarının teskînine sükûnetin i‘âde ve hükûmetin nazar‑ı şefkat ve himâyesi dâ’imâ üzerlerinden eksik olmadığı ihsâsı maksadıyla Kumarlar nâhiyesi mıntıka kumandanı mahall‑i vak‘aya hareket etdiği gibi Çanakkale Bölüğü kumandanı da mahall‑i vak‘aya azîmet eylediğinden bi'l‑âhire alınacak rapor ayrıca arz u takdîm kılınacağı.

3‑Bir haftadan beri Biga kasabasıyla Çanakkale arasındaki telgraf muhâberâtının munkatı‘ bulunması dolayısıyla mezkûr bölükle muhâbere edilememekde olduğu berây‑ı ma‘lûmât ma‘rûzdur. Ol bâbda.

17/Mayıs/[1]337

Kal‘a‑ i Sultâniyye

Jandarma Taburu Kumandanı  :Binbaşı Ömer Lütfi  

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

İdâre‑i Umûmiyye‑i Dâhiliyye Müdîriyeti

Yunanîler tarafından îkâ‘ edilen fecâyi‘ ve mezâlimi berây‑ı tahkîk İngilizler tarafından havâlî‑i mezkûreye i‘zâm kılınan Yüzbaşı Vedri refâkatine
me’mûr Mülâzım Nizameddin Efendi'den mevrûd rapor sûretidir.
Fî 29 Mayıs sene [1]337

1‑ Dün sabah 28/5/[13]37 Cumartesi alaturka bir râddelerinde Gölcük isikâmetine hareket edildi. Henüz köyden beş kilometre açılmış idik ki yirmi sekiz â’ileden mürekkeb Yunan işgâl mıntıkası dâhilinde bulunan Karakocalar ahâlîsine rast geldik. Bunlar köylerine avdet ediyorlardı. Bunların hicretlerine sebeb Yunanîlerin köylerine takarrüb etmeden civârda bulunan diğer mültecîleri ve tarlalarda çalışan rencberleri katledilmiş bulunmalarını görüp korkmalarıdır. Köyünde eşyâ kâmilen yağma ve gasbedilmiş hayvanâtı bütün alınmışdır. Köylü ancak canlarını kurtarabilmişlerdir. Gölcük karakolu henüz açılmış ise de bir iki neferi henüz iltihâk etmemişdir.

2‑ 25/5/[13]37 Çarşamba günü akşam ezanına doğru bir zâbit kumandasında elli kişilik bir Yunan müfrezesi gelerek geceyi köyde geçirdikden sonra ertesi sabâh yanlarına bir kılaguz alarak Muradlar'a gitmişlerdir. Kılaguzu Muradlar'dan i‘âde etdikleri içün hangi istikâmete gitdikleri bilinememişdir.

3‑ Kolfaköy[Kolfal]

25/5/[13]37 Çarşamba günü ezânî sabâh sâ‘at iki râddelerinde sekiz kişiden mürekkeb bir Yunan müfrezesi köye gelüp Kocabıyık oğlu Abdullah, Abdullah oğlu Hasan, Küçük Mehmed Ağa'nın Ramazan, Dede oğlu Zekeriya'nın hayvanâtını gasb ve Yaşar Ağa'nın bakkâliye ve manifatura dükkânını yağma ve Fehîm Bey'in hânesine cebren duhûl ile 104 liralık kâğıd pâre ile 10 aded kilim, bir top patiska 15 aded havlu, 10 aded başörtüsü ve Kocabıyık oğlu Abdullah'ın gümüş sâ‘at ve kordonunu ve bir çok kimselerin de üzerleri taharrî ve ağır sûretde darbetdikden sonra pâre ve eşyâları alınarak bir semt‑i mechûle hareket etdikleri, 26/5/[13]37 Perşembe günü sabâhleyin yine sekiz kişilik bir Yunan müfrezesi köye gelerek Sinan oğlu Emin Hoca'nın dört re’s kuzusunu gasbedüp geldikleri istikâmete müteveccihen def‘oldukları.

4‑ Çavuşköy ve Çanpazarköy

Çavuşköy tamâmıyla yağma edildikden sonra Yunan müfrezesi tarafından evler gaz dökülerek ateşlenmiş ve bugün köy bir harâbe‑zâra dönmüşdür. Evlerin yanmasıyla da iktifâ etmeyen alçak hâ’in düşman buradaki ağaçları bile ateşlemeği unutmamışdır. Mâdde 1'de arzedildiği vechile Karakocalar ahâlîsine hîn‑i tesâdüfde Yüzbaşı Mösyö Vedri tarafından Yunan müfreze kumandanına hitâben bir tezkire yazılup öğleyin kendisini Çavuşköyü'nde bekleyeceğini bildirmiş ise de köye muvâsalatımızda kimseyi bulamayınca biraz ileriye gidilmeğe mecbûriyet hâsıl olmuşdur. Çavuşköy ile Çanpazar köyü arasında bulunan ve İkizçeşme ta‘bîr olunan mahalle vâsıl olundukda Çavuşköyü'nden eşyâyı gasbetdikleri zaman götürdükleri hayvanâtın bir kısmını burada ale'l‑acele ekl etdikleri, etrâfda bulunan dana, tavuk ve hindi gibi ve kaz kemik ve tüylerinden ve unutdukları bir kaç mermiden anlaşılıyor. Hattâ odun yakmağa lüzûm görmeyen bu müfreze yağma etdikleri kilimlerle ateşi yakdıkları bu kilimlerin mevcûd parçalarından anlaşılmışdır. Şehre ‑Çanpazar‑ iki kilometre yaklaşdığımızda daha ileri gidilmeyüp oradan atf‑ı nazar edilerek şehrin tamâmen mahv ve harâb olduğu görülmüşdür. Birçok hastagânın yegâne şifâgâhı olan ılıcaları bile yakmakdan sarf‑ı nazar etmemiş ve şehirde kat‘iyyen bir eser‑i hayât görülmediğinden gerüye dönülüp İkişerçeşmeler'de(?) Yunan zâbitini beklemek üzre bir buçuk sâ‘at kadar ârâm edilmişdir. Yunan zâbiti gelmeyince yola devâm edildi.

5‑ Mallıköy

20/5/[13]37 Cuma günü Küçüktepeköy istikâmetinde 15‑20 aded obüs dânesi köyün muhtelif cihetine endâht edilerek bir mermi Halil Ağa'nın hânesinin çatısına isâbet ederek patlamadan yere sukût etmiş diğer mermiler köyün beş on metre uzaklarına düşmüşdür. Bunlardan bir iki mermi de köyün sokaklarına düşmüşdür. Birkaç mermi parçası Mösyö Vedri tarafından alınmışdır. Bu köyde pek çok kimseler ağır hakârete, ta‘rîfi nâ‑kâbil işkencelere ma‘rûz kalmışlardır. Bıyık yolmak, sakal koparmak, darb, boynuna müte‘addid def‘alar ip geçirüp asmağa teşebbüs ve bir dul kadının ırz ve nâmûsunu pay‑mâl etmek ilh. gibi.

Bunlardan İsmail oğlu Mehmed Emin'in ifâdesinden 21/5/[13]37 Cumartesi günü bir mülâzım‑ı evvel kumandasında bir tercümân ve tahmînen yüz kişiden mürekkeb başı bozuk ve Yunan askeri köye gelerek yanlarında cebren getirdikleri Dereköy Muhtârı Salih Ağa'yı câmi‘in minâresine çıkartarak köyün etrâfındaki harmanlara dağılmış olan ahâlîyi celb içün "Korkmayın ey ahâlî köye geliniz" diye bağırtarak ahâlîyi toplamağa teşebbüs etmiş ise de kimse gelmediğinden köyü soyarak ve yağma ederek gitmişlerdir.

23/5/[13]37 Pazartesi günü Yunanîlerin bir müfrezesi Kocayayla köyüne geldiğinden bütün civâr köylere haber gönderüp herkesin köyüne gelüp işleriyle meşgûl olmalarını tavsiye etmişdir. O vakit bu köye mensûb beş â’ile de sözlerine inânarak avdet ederler.

26/5/[13]37 Perşembe günü bir zâbit kumandasında mülâzım‑ı evvel ve tercümân berâberinde olarak 100 kişiden mürekkeb başıbozuk ve Yunan askeri köyü ihâta etdikden sonra köyün câmi‘i etrâfında tecemmü‘ ederek iki üç gün evvel gelmiş olan bu beş â’ileyi câmi‘e cem‘edüp bi'z‑zât her biri zâbit ve tercümân tarafından bir müddet darb ve işkence ve câmi‘in tavanına asmış oldukları bir ipe müte‘addid def‘alar boyunlarına geçirerek asmağa teşebbüsde bulunmuşlar ise de bi'l‑âhire sarf‑ı nazar ederek kalkamayacak derecede darbetmişlerdir. El’ân bunların vücûdlarının yara ve bere içinde olduğunu gördüm. Bundan sonra İsmail oğlu Emin'in hânesine giderek 100 liralık evrâk‑ı nakdiyyesiyle sâ’ir eşyâsını aldıkdan sonra bî‑çâreyi yarı ölü bir hâlde bırakmışlar. Ve 65 yaşında İbrahim oğlu Halil Çavuş'un ifâdesi; 66 yaşında: Ayn‑ı sûretle köyüne avdet eden bu adamcağız bıyıkları yolunmak ve süngü ile sol bacağının iki mahallinden ikişer ve bir mahallinden üç santimetre kadar süngülenmişdir. Bunu berâberine alarak fevka'l‑âde bir işkence ile Çanpazarı'na götürmüşler ve ertesi günü zâbitin huzûruna çıkarmışlardır. Kendisine bir su’âl sorulmaksızın serbest olduğunu bildirmişlerdir.

 Ayn‑ı sûretle köye avdet eden 50 yaşlarında Hacı Yusuf oğlu Ömer'in ve 30 yaşlarında Halil oğlu Ahmed ve Emin oğlu İsmail, Hacı Ramazan oğlu İbrahim, Hasan oğlu Ahmed vücûdları hurd u hâş olacak derecede tüfenk dipçiği, namlu darbesiyle fevka'l‑âde darb ve bıyık, sakalları envâ‘‑ı işkence ile yolunmuşdur. Bugün merkûmânın vücûdları yara bere içinde her tarafı şişmiş kıvranmakdadırlar.

Dereköylü olup tesâdüfen bugün bu köyde görülen Ömer oğlu Hacı Mahmud'un ifâdesi; 49 yaşında: Hayvana binmiş Dağadca[Dağaca] köyünden kendi köyüne gitmekde iken bir Yunan müfrezesi tesâdüf ederek merkûmu bi't‑tevkîf döğülerek hayvanı gasbedilmişdir. Öldürmeğe de kalkışdıkları bir sırada yanların[daki] Bulgar Dereköy muhtârının ricâ ve niyâzı üzerine sarf‑ı nazar etmişlerdir. Kocası askerde bulunan Bağcı Yusuf oğlu Ali'nin zevcesi 22 yaşlarında Ayşe'nin birkaç Yunan askeri tarafından evine kapadılup nâmus ve ırzına tecâvüz etdikleri kendi ifâdesinden anlaşılmışdır. Bu miyânda Halil oğlu Osman'ın evi basılup 10 aded yirmilik altun, 3 aded beşibirlik, bir top kumaş sirkat edilmişdir. Hacı oğlu Mustafa'nın bağçesinde bağlı bulunan hayvanı takımıyla birlikde ahz u gasb edilmişdir. Daha birçok evlerden nukûd, zî‑kıymet eşyâ gasbedilmiş ise de ba‘zı hânelerin sâhibleri henüz avdet etmediklerinden mikdârı mechûl bulunmakdadır. Merhûm Hasan'ın kızı ve Ahmed'in zevcesi Ayşe'nin dahi tüfenk dipçiği ve tekmelerle kapusu kırılarak içerüye girilmiş ve kadını yere yatırarak boğazına bıçak dayamak sûretiyle tehdîd ve işkence ederek bütün emvâl ve eşyâsını ahz u gasbeylemişlerdir.

6‑ Yahyaköy 24/5/[13]37 Salı günü alaturka sâ‘at dört râddelerinde bir zâbit kumandasında 54 kişiden mürekkeb bir Yunan müfrezesi gelerek köyü muhâsara etdiler. Muhtar İbrahim oğlu Mehmed Ağa'yı nezdlerine celbederek bir takım su’âlleri bahâne ederek pâre, silâh, cebhâne vesâ’ire isteyerek ağır sûretde darbederler. Bi'l‑âhire Ali oğlu Kâmil'in hânesine girüp 10 aded Osmanlı banknotu ile bir lirasını ve Hacı oğlu Mustafa ile köyün imamı Hâfız Mehmed Efendi'nin gümüş sâ‘at ve kordonunu, Hacı oğlu Mustafa ile Ali Osman oğlu Ahmed'in merkeblerini gasbedüp bir sâ‘at kadar köyde kaldıkdan sonra yanlarına muhtârı alarak Bahadırlı, Doğancılar, Koyunyeri'ne gidüp oradan tekrâr Yahyaköyü'ne muhtârı bırakarak Duralı istikâmetine def‘oldukları. İşbu muhtârın ifâdesine göre Doğancılar'[d]a yalnız yemek yiyüp Koyunyeri'nde muhtâr Hüsni'yi bi'l‑celb darb ve bir eşeğini gasbetmişlerdir.

7‑ Bugün müfrezemiz Karadağ, Kocayayla tarîkiyle geceyi Yakacık'da geçirecekdir. Yüzbaşı Vedri Yakacık'dan Biga'ya gitmek niyetinde olduğu veyâhud Yunan zâbiti bir mahalle çağırup İngiliz mıntıkasına girmemelerini kendüsüne söyleyeceklerini bildirmiş olmağla arz‑ı keyfiyyet olunur.

 

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmiyye Müdîriyeti

Pusula Sûreti

Osman Efendi'nin hânesinden

970 birer liralık evrâk‑ı nakdiyye 16 beşi bir yerde Osmanlı altunu, 80 Mahmûdiye zînet altunu, 51 Osmanlı lirası, 35 sîm Mecîdiye 3 elmas yüzük, 1 heybe, 1 halı

Osman Efendi'nin birâderi müteveffâ Ramiz Ağa'nın hânesinden

100 birer liralık evrâk‑ı nakdiyye, mikdârı mechûl hâne eşyâsı

Ahmed oğlu Mehmed Ağa'nın hânesinden           

Mikdârı mechûl eşyâ

Hacı Lazın hânesinden 

                 "                   "

Muhtâr Hüseyin Ağa'nın          

                 "                   "

Kıbtî Hasan'dan           

6 yüzlük evrâk‑ı nakdiyye

Çavuşköylü Mehmed'den         

İki kıyye tütün, 1 aded evrâk‑ı nakdiyye

Gölcüklü İsmail'den      

25 yüzlük evrâk‑ı nakdiyye

Yaveler'den Osman oğlu İbrahim'den   

4 evrâk‑ı nakdiyye

Kalburcu karyesi hocası Molla Hasan'dan           

Ma‘a köstek gümüş sâ‘at

Kâzım Çavuş'dan         

                 "                      "

Bakkal Hacı İbrahim'in dükkânından     

Bakkaliye ve manifatura eşyâsı