SOSYAL DURUM

-

Konuk

-

Sosyal Yaşantı
GELENEK VE GÖRENEKLER
- Kız İsteme
- Söz Kesimi
- Nişan
- Düğün
- Hatim Cemiyeti
- Mahalli Kıyafetler
- Kına Gecesi
- Örfene
- Nöbet (Gezek)
DİNİ GELENEKLER
ÇAN'DA EL SANATLARI
GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER VE TURİZM
KAPLICALAR
EFSANE VE EFSANEVİ KİŞİLER
YÖRESEL YEMEKLER
MÜZİK ÇALIŞMALARI VE OYUNLAR
YÖRESEL SÖZCÜKLER DEYİMLER ATASÖZLERİ

SOSYAL DURUM

Konuk

İlçede hızlı bir kentleşme vardır. Yıllık kentleşme hızı %4,5 civarındadır. Bu artan nüfusun barınması için gerekli sayıda üretilmediğinden konut açığı bulunmaktadır. Az da olsa köylerden şehre göç olduğundan köylerde konut açığı yoktur.

İlçede bulunan konutlardan büyük bölümü bireysel girişimlerce yapılmaktadır. Ancak 1980'den sonra Toplu Konut uygulaması çerçevesinde kooperatiflerce konut üretilmektedir.

Sosyal Yaşantı

İlçe Merkezinde ve çevresinde yakın zamana kadar geleneksel kültür yapısı egemendi. Ancak İlçe sanayiinin belkemiğini oluşturan ve dalında Türkiye'nin en büyük fabrikası olan Seramik Fabrikalarının yol açtığı sanayi ve maden işletmeleri işçiliği ile giderek artmakta olan öteki kentlerle olan ilişkiler, söz konusu geleneksel kültür yapısının çözülmesi yönündeki dinamikleri de içinde taşımaktadır.

Toplumsal yaşamda aile tipi, anne-baba ve çocuklardan oluşan çekirdek tipi ailedir. Bu ailede gelir tek elde toplanmakta, harcamalar da tek elden yapılmaktadır.

İlçemizde etkili bir kamusal aile planlaması ve doğum kontrolü yapılmamasına rağmen, aileler geleneksel olarak aile planlamasına önem vermektedirler. Bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaktadırlar. Sahip oldukları çocuk sayısı 2 civarında seyretmektedir.

Ailede baba tarafının özel bir ağırlığı ve saygınlığı olmaktadır. Akrabalar arası evlilik pek görülmemektedir. Evlilikte başlık parası yoktur. Kadınlar hem ev işi hem de tarım işinde kocasına yardım etmektedir.

İlçe halkının beslenmesi yeterli düzeyde bulunmakta ve yıllık fert başına et tuketimi 8 kg. kadardır.

İlçede toplumsal etkinlik olarak 26-27 Temmuz günlerinde Seramik Bayramı ve yağlı güreş müsabakaları, 3-6 Haziran tarihlerinde yaz panayırı, 15-18 Eylül tarihlerinde güz panayırı kurulmaktadır. Belediye tarafından 1989 yılından bu yana 1 Eylülde Kültür Şenlikleri yapılmaktadır. Buraların dışında Halk Eğitim Merkezlerinin, okulların düzenledikleri müsamere, kermes ve sergileri etkinlik olarak gösterebiliriz.

 

GELENEK VE GÖRENEKLER

Kız İsteme :

Evlenme çağına giren erkeğin ailesi, oğullarına uygun gördükleri kızı istemek için, kız tarafınca sevilip sayılan bir erkek ile kadını Perşembe günü akşamı kız evine dünürcü gönderir.

Kız evine giden dünürcü hal hatır sorar, onlara da hal hatır sorulur. Günlük işlerden konuşulur, kahveler içilir. Konuşmaların aralandığı bir sırada dünürcü giden erkek, "Biz neden geldik komşu buluyor musun?" "Neden geldiniz bir isteğiniz mi var buyurun söyleyin"der. "Allah'ın emri, Peygamberin kavli ile sizin kızı filanın oğluna istiyoruz. Ailesinin soyu sopu iyi, çocukta mesleği olan dürüst, çalışkan bir genç sizde münasip görürseniz bu iş olsun deriz"der. Kızın annesi, kızlarının küçük olduğunu, daha evlendirmeyi düşünmediklerini, böyle bir hazırlıkları olmadığını söyler. Kızın babası da anneyi teyit eder. Biraz daha konuşulduktan sonra dünürcüler kalkar, siz bir düşünün, biz haftaya yine geliriz deyip giderler. Dünürcüler konuşulanları erkek evine söylerler.

Haftaya dünürcüler kız evine ikinci kez giderler. Evdeki karşılama ve davranışlarından kızın verilip verilmeyeceği anlaşılır. Dünürcüler isteklerini münasip bir dille tekrarlar. Kızın isteği varsa, anne baba da uygun görürse, biraz naz yaptıktan sonra; siz münasip gördükten sonra bizimde diyeceğimiz yok derler. İki tarafça da Allah sonunun hayır etsin. Dünürcüler hayırlı bir iş yapmış sevinciyle kız tarafından verilen mendili alarak erkek evine dönerler.

Söz Kesimi :

Erkek evi, en iyi kumaştan elbiselik, iç çamaşırı, çorap, mendil, şeker, kolonya gibi şeyleri bohçaya koyarak kız evine gider. Yenilir, içilir, kadınlar arasında eğlence olur. Kız evi tarafından hazırlanan bir bohça kalkılırken erkek tarafına verilir. Böylece iki aile tarafından söz kesilmiş, nişanlık devresi (anlaşma ) başlamış olur.

Nişan :

Erkek evi ile kız evi birlikte nişan günün kararlaştırırlar. O gün gelince erkek evi komşu ve akrabalarını alarak kız evine giderler. Kız evince yemek verilir. Kız evinin komşuları ve akrabaları da gelir. Önceden hazırlanan genişçe bir yerde toplanırlar. Bir konuşmacı nişanın kutsiyetini belirten konuşma yapar. Yüzükler takılır. Kız ile oğlan büyüklerin ellerini öper. Takılar takılır. Eğlence yapılır.

Nişanlı kalındığı müddetçe, bayramlarda,hıdrellezde gelin kıza gidilir. Hediyeler götürülür. Düğün hazırlığı yapılır.

Düğün :

Taraflar anlaşarak bir tarih tespit ederler. Düğün günü, şeker davetiye dağıtılarak tanıtılır. Tanıdık, dost, akrabalara duyurulur. Sağdıçları düğüne mendil ile davet edilir. Çalgılar tutulur, çörek, baklava ve basma helvalar yapılır. Bütün komşular, düğün sahibine yardımcı olur. Misafirleri ile ilgilenirler. Düğünün yemeğini, tutulan aşçılar yapar. Sağdıçlarda her türlü işte yardımcı olurlar.

Hatim Cemiyeti :

İlkokulu bitiren öğrenciler yaz sezonu boyunca müftülükte açılan Kur’an kurslarına katılırlar. Bu kursları devam eden öğrencilere dini bilgiler verilir. Kur’an okuması öğretilir. Yeterli duruma geldiklerinde veliler ve imam tarafından hatim günü tespit edilir. O gün duaları camide toplu halde yapılır. Daha sonar davetli olunanlar evlere gidilere yemekler yenir. Hediyeler verilir.

Mahalli Kıyafatler :

Çan köylüsü çalışkandır. Çalışmayı sever, toprakla çalışır. Bu uğraşlarını, daha rahat ve daha kolay yapabilmeleri için rahat kıyafet giymeyi tercih etmişlerdir. Köylerde yaşayan kadınlar, ferece, atkı, şalvar, entari, çember, tülbent, grep, namaz baş örtüsü, değirmi, yazma,...vs. dediğimiz giysileri giyerler. Özel günlerde ve bayramlarda, düğünlerde en güzel, modern giysilerini giyerler.

Erkeklerde günlük kıyafet moderndir. Yaşlılar kışın aba pantolon giyerler, beline dokuma kuşak sararak kıyafetini tamamlar.

Kına Gecesi (Dallı Gecesi) :

Sünnet ve evlenme düğünlerinde ilk gece, yöremizde kına gecesi olarak kabul edilmiştir.

Kına gecesinin en büyük özelliği halkın kıyafetidir. Düğün sahibinin yakınları DALLI elbise giyer. Geline de dallı kıyafeti giydirilerek kınası yakılır.

Kına gecesinin adı DALLI gecesi olarak geçer. Eğlence bittikten sonra gelin sağdıçlarıyla damadın evine giderler. Damadı ve yakın akrabalarını överler. Bu övgünün sonunda hediye alırlar. Kına gecesi tamamlanmış olur.

Kına gecesi sünnet çocuğu için yapılıyorsa övgü yapılmaz. Sünnet çocuğuna ve sağdıçlarına kına yakılır. Eğlence yapılır.

Örfene :

Uzun kış gecelerinde hoş vakit geçirmek için ÖRFENE adı altında ziyafetler hazırlanır. Bu ziyafet, avcıların vurduğu tavşan pilavı, kaşık helvası...vs. olabilir.

Örfeneye iştirak edecekler tespit edilir. İhtiyaçlar temin edilir. Örfeneyi kadınlar yapacaksa bir evde, erkekler yapacaksa konuk odasında veya köy kahvesinde toplanırlar. Eğlence yapılır, sohbet edilir. Hikaye, masal anlatılır. Örfene yılbaşı gecesi yapılıyorsa radyo ve televizyondan bilet çekilişleri dinlenir, izlenir. Hazırlanan yiyecekler yenerek dağılınır.

Nöbet (Gezek) :

Çan ilçesinin köylerinde, konuk odasına gelen misafirleri, köy imamını, bekçisini, köyün işini görmek için dışarıdan gelenlere (Berber, kalaycı, nalbant...vs.) yemek yemek için sıra ile her gün nöbet adı altında yemek (yiyecek) çıkartılır. Bu ev (hane) sırasına göre yapıldığında bazı köylerde gezek adını alır.

Nöbet sahibi o günü akşamı konuk odasının ısınması için yakacak, misafirlerin uyuması için yatak-yorgan getirir.

Uzun kış gecelerinde konuk odasında sohbet ederek geçiren köy ihtiyarları da nöbet sahibinin misafiridir. Nöbet sahibi onlara kahve ikram eder. Getirdiği çekirdek kahve, köy bekçisi tarafından konuk odasında hazırlanarak ikram eder.

Nöbeti tamamlayan aile, kendinden sonra gelen aileye nöbet bizden geçti diye haber verir. O ailede nöbetin kendinde olduğunu anlar.

DİNİ GELENEKLER

İlçe sınırları içinden, Ramazan ayı içinde vakit namazlarından önce ve sonra, geceleri teravih namazından sonra camilerde mukabele okutmak, dinlemek bir gelenektir. Mübarek gün ve aylarda HAYIR ismi ile hazırlanan yiyeceklerin komşular ve akrabalar arasında dağıtılması, aşure yapılması gelenektir.

Ölen kişinin ardından 7 gün tebareke okutmak, ölümün elli ikinci günü yemekli mevlit yapmakta yaşayan dini geleneklerimizdir.

Bayram namazından sonra camii önünde topluca bayramlaşmak, evine gidip bayramlaşmak ilçenin her yönünde devam eden gelenektir.

 

ÇAN’DA EL SANATLARI

Halıcılık-Kilimcilik

İlçenin arazisi engebeli olduğundan, halk yakın zamana kadar geçimini hayvancılıkla temin ederdi. Genellikle küçükbaş hayvan. Pazarında, diğer pazarlardan farklı olarak ÇAN satıldığından ilk Türkçe adı olan PAZAR Köye ÇAN PAZARI denirdi.

Yörenin Osmanlıların eline geçmesinden bu yana Çan’da dokumacılık yapılmaktadır. Halı-kilim dokumacılığı manavlar tarafından yapılır. Ellerinde bol alan yünü, yapağıyı değerlendirmek için halı kilim dokumacılığına önem vermişler. Yöreye özgü halı kilim dokuması getirmişlerdi. Dokudukları halı-kilimleri Çan Panayırlarında satarak geçimlerine büyük katkı sağlarlar. Semedeli, Kalburcu, Büyüktepe, Helvacı, Altıkulaç, Kulfal, Mallı, Kumarlar, ...vs. manav köyleri halıcılıkta ün yapmışlardır. Çevre il ve ilçelerden buralara halı siparişi verirler. Yaşlı kadınlar boş zamanlarını yün-yapağı eğirerek, kızlar ile gelinler halı-kilim dokuyarak geçirirlerdi. Geçirirlerdi diyoruz ta ki yörede ekonomik değeri daha iyi olan sebze üretiminin artması seramik sanayiinin gelişmesi ve makine halılarının yaygınlaşmasına kadar...

İlk önceleri doğal boya kullanırken daha sonraları doğal boyanın yerini suni boyalar aldı. Doğal boyalar, ceviz yaprağından, meşe kabalağından ve bazı bitkilerin köklerinden yapılır. Eğrilmiş ipler bunlarla kaynatılır, karışımlarından istenilen renkler elde edilir. Çan halı-kilimlerinde hakim renk kırmızıdır. Halı desenlerinde İmam Suyu, Deve Tabanı, Emprime, Kavgalı, Tek Tek, ...vs. Kilim desenlerinde Koç Boynuzu, Kanat Kilim Analı Kızlı, Isırancık,....vs. en kullanılan örneklerdir.

İğne Oyası

Orta Asya’dan bu yana Türk ailesinin vazgeçilmez el işlerinden biri olan oya, ilçemizde de eli iğne tutmaya başlayan her genç kız oya yapmayı öğrenerek çeyiz hazırlığına başlar, düğününe kadar devam eder ve düğününde sergiler.

Oyalar yapıldığı malzemeye göre adlandırılır. İğne, tığ, koza, mum, boncuk, ...vs. oyaları gibi.

İlçemizde en yaygın olan İĞNE OYA sı Anadolu’ya özgüdür. Çiçek sevgisinin yaygınlaşıp doruğa ulaşmasıyla doğmuştur. Bu da Lale Devrine (1718-1730) veya az öncesine rastlanır.

Halk arasında geçen güncel olaylar ve düşünceler bir şiir gibi iğne oyasında işlenir. Okuma yazması olmayan insanlar birçok hikayeyi el işlerinden isimlendirmişlerdi. Çiçeklerin dilini de iğne oyalarında göstermişlerdir.

Kanaviçe (Kanava)

El nakışının bir çeşididir. Genellikle az zemin üzerine (patiska, aktif, kumlu keten vb.) kanava dikilerek, renkli yumaklarla çapraz olarak işlenir. İşlendikten sonra kumaştan kanavalar sökülür. Yapılan nakış kalır. Genç kızların çeyizlerinde yatak takımı yerini alır. Her genç kızın çeyizinde en az bir takım bu işle yapılmış karyola takımı bulunur. Bunun yanında çeşitli örtülerde, giyim süslemelerinde de bu nakış kullanılır. Desen olarak genellikle çiçek motifleri işlenir.

Çorap, Eldiven Örücülüğü

Kadınlar boş zamanlarında beş şişle kışlık çorap, eldiven örerek hem kendi ihtiyaçlarını karşılarlar hem de aile ekonomisine katkı sağlarlar. Bilhassa köylerde canlı renkler kullanılarak yapılan rengarenk, çetik, çorap ve eldivenler toplanarak Gönen, İstanbul, İzmir, Ankara gibi merkezlerle, turistik yerlerde pazarlanır.

Bunların yanında minyatürleri de yapılarak süs eşyası olarak evlerde kullanılır. Genç kızlar çantalarının kenarlarına bunları asarak şıklıklarını tamamlarlar.



GEZİLECEK GÖRÜLECEK YERLER VE TURİZM

Çan’da turizm memleketimiz turizmine paralel olarak gelişmemiştir. Denizden ayrı olması, önemli tarihi eserlerinin bulunmaması, turizmin gelişmesini engellemektedir. Yalnız ilçe merkezinde ve köylerindeki kaplıcalar yaz mevsiminde iç turizmi canlandırır.

İlçe, mesire yeri ve parklar yönünden büyük bir zenginliğe sahiptir. İlçe merkezindeki Menderes Parkı, Atatürk Dinlenme Parkı, 23 Eylül Kurtuluş Parkı, Aşıklar Orman Dinlenme Parkı ilçeye görünüş ve canlılık verir.

Halkın hafta sonlarında dinlenmek ve eğlenmek için gittiği Hacılar Çınarlığı, Kestane Çeşmesi, Tepeköy Çamlığı, Kanlı Dere, Değirmen Dere, Semedeli Göleti, Çomaklı Köyü Orman Mesire yerleri ve piknik yerleridir.

Semedeli Göleti ve Koyun Yeri Göletleri yaz mevsiminde çevre halkının balık tutarak piknik yaparak dinlendiği, vakit geçirdiği yerlerdir.

Yöre halkının olduğu kadar, komşu il ve ilçelerinin de rağbet ettiği kaplıcalar yaz mevsiminde yöreye canlılık getirir.

 İLÇEMİZDE MESİRE YAPMAK İÇİN GİDİLEN YERLER

Aşıklar Çeşmesi, Orman Dinlenme Mesire Yeri

Erki Balıkesir yolu üzerinde Çan’a 500 m güneydedir. Eskiden sevgililer burada buluşup, konuşur, anlaşırlardı. Onun için bu çeşmeye aşıklar çeşmesi adı verilmiştir. Çamlıkta oturma masaları ateş yakma yerleri vardır.

Kestane Suyu Mesire Yeri

Suyu soğuk ve tatlıdır. Eskiden etrafında büyük kestane ağacı olması nedeniyle bu ad verilmiştir. Şimdi ise etrafında büyük meşe ağaçları vardır. Büyüktepe Köyü sınırları içerisindedir. Çan’a Aksu gelmeden önce Kobak suyu ile birlikte Çan’ın içme su ihtiyacını karşılardı. Çok eski yıllardan beri Çan halkının buralarını mesire yeri olarak kullanırlardı. Çocukların oynaması için futbol sahası, salıncak kurmaya elverişli büyük ağaçlar vardır.

Semedeli Göleti

Çan-Yenice yolu üzerindedir. Çan’a 10 km uzaklıktadır. Etrafında çam ağaçları vardır. Pazar günleri halk dinlenmek, balık tutmak, piknik yapmak için gider.

Kanlı Dere

Çan-Yenice yolu üzerindedir. Çan’a 8 km mesafededir. Dere suyunun temiz olması, etrafının düzlük, çocukların oynayabileceği ve salıncak kurabileceği ağaçların olması nedeni ile halkın zaman zaman mesire yapmak için gittikleri yerlerdir.

Hacılar Çınarlığı

Adından da anlaşıldığı gibi Biga-Çan yolu üzerinde Çan’a 5 km uzaklıktadır. Hacılar Köyü altında bir yerdir. Çınarların altında güzel bir çeşme, halkın oturacağı masa, ateş yakma yerleri vardır. Çocukların top oynayacakları ve salıncak kuracakları yerleri de vardır.

Çomaklı Köyü Orman Mesire Yeri

Çan’a 12 km uzaklıktadır. Çomaklı Köyünün güney kısmında bir yerdir. Halkın oturması için bir masa, ateş yakma yerleri yapılmıştır. Bol suyu ve çocukların oynaması için düzlükleri vardır. Halk Cumartesi, Pazar günleri gezip eğlenmek için gider.

Kuru Kuyu

Mahalli Köyün sınırları içindedir. Mallı Köyün kuzey kısmında Çan’a 9 km mesafededir. Çok soğuk suyu olan bir kuyunun etrafındadır. Suyu tatlı ve soğuktur. Etrafında büyük ağaçlar vardır. Salıncak kurmaya çocukların oynayacağı yerleri vardır.

KAPLICALAR

Tepeköy Ilıcası (Kara Ilıca)

İlçeye 22 km uzaklıktadır. Ağrılara, cilt ve deri hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir. 1827 yılında kurulmasına rağmen iyi bir işletmecilikten, iyi bir tesisten yoksundur. Yeni tesisler ve binalar yapılmaya ihtiyaç vardır.

Ozancık Ilıcası

İlçe merkezine 28 km uzaklıktadır. Romatizma, mayasıl, siyatik...vs. ağrılarına iyi geldiği bilinir. Orman içinde olduğundan piknik içinde gidilir.

Çiftlik Çamur Ilıcası

Etili’nin 1 km batısındadır. Binası yoktur. Açıkta bulunan çamurlu havuza girilir.

ÇEVREMİZDEKİ EFSANE VE EFSANEVİ KİŞİLER

Hacı Emin (Elhaç Mehmet Emin Efendi)

Hacı Emin bir efsane olmayıp Çan’a büyük hizmetleri olan efsaneleşmiş bir kişidir. Nereli olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber Antalya yöresinden İstanbul’a öğrenci olarak gittiği, Ramazan ayında da Büyük Paşa Köyüne Ramazanlık İmam olarak geldiği bilinmektedir. Öşür vergisinin de bu kişi tarafından toplandığı söylenir.

Hacı Emin Büyük Paşa, Küçüktepe, Şerbetli, Karakoca, Helvacı Köyleri ile Çan’a (Çarşı Camii’nin olduğu yer) camii yaptırır.

Çan-Bayramiç arasına yol yaptırdığı, aynı zamanda bu hayratların bakım ve onarımı için Edremit’te zeytinlik alıp vakıf kurduğu söylenir. Yapılan araştırmalar sonunda vakıf zeytinliği bulunamaz.

Hacı Emin ve aile fertlerinin mezarları Çan Çarşı Camii avlusunda bulunmaktaydı. Camiyi genişletmek için bu mezarlar buradan alınarak Seramik Fabrikaların yanındaki Eski Çan Mezarlığına nakledilir. Mezar taşları şimdi oradadır. Okumuş iyi bir Osmanlıca bilen bulunmadığından kitabeleri okunamamaktadır.

Yusufçuk Kuşu

Karga büyüklüğünde, kurşuni renkte, ilkbahar ve yaz gecelerinde korkulu, hüzünlü “Huu! Lu Lu luu” ses çıkaran bir kuş. Adı Yusufçuk.

Çok eski zamanlarda üvey ana elinde iki çocuk varmış Yusuf ile ablası. Kırlarda yaşarlarmış. Günlerini koyun otlatarak geçirirlermiş. Birgün oynarlarken koyunlarını kaybetmişler. Üvey analarından korktuklarından koyunları bulmadın eve dönememişler. Akşam olmuş. Gecenin karınlığında koyun aralarken birbirlerini de kaybetmişler. Hem koyunları hem Yusuf’u arayan abla her tepeye çıkışında “Yusuf koyunları buldun mu?” diye acıklı acıklı bağırmış. Dağdan taştan ses gelir. Yusuf’tan ses gelmezmiş. Hem koşmuş hem ünü çıktığı kadar bağırmış.”Yusuf! koyunları buldun mu? Buldun mu? Huu! Lu lu luu...”

Ceviz Altı (Karyolanın Demiri)

Çevre köylerimizin birinde Ayşe isminde bir kızın düğünü olacaktır. Bütün hazırlıklar tamamlanır. Diğer düğünlerden farklı olarak çeyize bir de demir karyola alınır. Demir karyola dilden dile dolaşır. Bütün gözler demir karyoladadır.

Düğün adet olduğu üzere 3 gün 3 gece olacaktır. Düğün başlar, davul-zurnalar gelir. İlk gün dibekte keşkek dövülür. Aksilik bu ya düğüne misafirlerin geleceği gün olan ikinci günü damat ölür. Köyü yas bürür. Düğün günü matem günü olur. Ayşe’nin iki gözü iki çeşme olur. Demir karyola uğursuzluk getirmiştir.

Sadıçlar Ayşe’ye ağıt yakar. Gün gelir ağıt türkü olur, Karyolanın Demiri, Yandım Ayşem o yar benim değil mi... yanık yanık söylenir.

Zaman gelir türküye oyun uydurulur. Zeybek ahinginde kadınlar tarafından endamlı şekilde oynanır.

YÖRESEL YEMEKLER

Yöresel yemeklerin başında tarhana çorbası gelir. Bunu sırasıyla bulgur pilavı, kuru fasulye, keşkek, akıtma, bazlama, gözleme, kulaç, basma böreği, mantı, simit lokumu, saraylı, basma helva, kaşık helvası, peynir helvası...vs. izler.

Tarhana Çorbası

Bir tencereye biraz zeytin yağı konur. Bunun içinde bir kaşık domates salçası ilave edilerek kavrulur. Üzerine 1 litre kadar soğut su dökülür. Önceden hazırlanan tarhanadan iki yemek kaşığı ilave edilerek erinceye kadar karıştırılır. Tarhana eridikten sonra kaynamaya bırakılır. Biraz koyuluşunca tuz ilave edilerek sıcak servis yapılır.

Bazı evlerde arzuya göre piştikten sonra 4,5 diş sarımsak soyulup güzelce dövüldükten sonra ilave edilir.

Tarhana çorbasına yağ ve salça konmamış ise piştikten sonra süt, veya süt kaymağı ilave edilirse, buna sütlü tarhana çorbası denir.

Göce

Kabuğu soyulmuş buğdayın değirmen veya bulgur taşından çok ince öğütülmüş haline göce denir.

Göce az miktarda su ve tuz ile kaynatılarak pişirilir. İçine süt ilave edilir. Biraz daha kaynatılarak boza kıvamına gelince ateşten indirilir. Servis tabağına alınır. Üzeri kızgın tereyağı katılmış kırmızı biberle süslenebilir.

Tavuklu Keşkek

1 kg keşkek buğday, 1 veya yarım tavuk, yarım paket margarin veya tereyağı, kırmızı biber, yeteri kadar tuz.

Kepeklik buğday ayıklanır. Bol su ile birkaç kez yıkanır. Tavukta yıkanır, temizlenir. Önce tavuk tencerenin dibine yerleştirilir. Üzerine keşkeklik buğday ilave edilir. Keşkeğin üzerine çıkana kadar su (tatlı su) ilave edilir. Ağır ateşe pişmeye bırakılır. Suyu azaldıkça sıcak su ilave edilir. Tavuk ve keşkek piştikten sonra, tavuğun kemikleri ayrılır. Ağaç kepçe ile keşkek ezilirken (dövülürken) tuz ilave edilir. Keşkeği şimdi mikserlerde dövüyorlar. Keşkek güzelce ezildikten sonra servis yapılmaya hazırdır. Tavada kızdırılmış margarinli kırmızı biber ilave edilir, tabaklardaki keşkeğin üstü süslenir.

Bazı yerleşim birimlerinde keşkek tabakları konduktan sonra üzerine daha önceden pişirilmiş et suyu tas kebabı ilave edilerek servis yapılır.

Bakla Keşkeği

Baklalar ıslatılarak bekletilir, kabukları soyulur. Kabukları soyulan baklalar bir tencerede pişirilir. Soğuduktan sonra kevgirden (delikli kaptan) geçirilir.

Bir tencereye yağ, rendelenmiş soğan, salça ilave edilerek kavrulur. İçine kevgirden geçirilen baklalar ilave edilir. Biraz et suyu koyarak kaynamaya bırakılır. Piştikten sonra tabaklara koyup üzerine et ve baharatlar ilave edilerek servis yapılır.

Titrit (Papara)

Kuru ekmekler kuşbaşı olarak doğranır. Bir tencerede soğan, yağ ile kavrulur. Su ilave edilerek kaynatılır. Ateşten alınmaya yakın 1-2 yumurta kırılarak karıştırılır. Hazırlanan soğanlı, yumurtalı, su, kuşbaşı ekmeklerin üzerine dökülür. Süslemek amacı ile tereyağından kırmızı biber kızartılarak üzerine dökülür. Servise hazır hale gelmiştir.

Nohutlu-Etli Silkme Mantı

Yarım kg. nohut, yeterli kadar zeytin yağı, 2 adet soğan, yarım kilogram un, 1 su bardağı bulgur veya kırık pirinç, 1 yemek kaşığı salça, yeterli kadar kırmızı biber ve tuz.

Nohut güzelce pişirilir. Salçası, yağı, biberi konur, soğan da ince ince kıyılıp yağla pembeleşinceye kadar kızartılır. Nohuda ilave edilir. Nohut yemeği hazırlanmış olur.

Una su, tuz katılarak börek hamuru açılacak şekilde katı hale getirilir. Hamur parçalara ayrılarak yufka şeklinde açılır. Açılan hamurlar biraz bekletilir, hafif yellenmiş olur, bunlar yarım santim veya daha küçük ince kıyılır. Kızartılacak tepsinin altı yağlanır, kıyılmış hamurların yarısı tepsinin altına yerleştirilir. Ara sıra bulgur veya pirinç atılır. Kalan kıyılmış hamurlar da tepsiye yerleştirilir. Üzerinde sıvı yağ gezdirilir, fırında güzelce kızartılır.

Kızardıktan sonra hazırladığımız bol nohut (sulu) yemeğini tepsinin üzerine dökülür. Hafif ateşli ocakta 5-10 dakika kadar pişirilir. Sıcak sıcak servis yapılır.

Arzu edilirse bol sulu pişirilen et (tavuk) küçük parçalara ayrılır. Kızartılmış hamurun üzerine dökülerek 5-10 dakika kadar pişirilir. Sıcak sıcak servis yapılır. Buna etli veya tavuklu silkme mantı denir.

MÜZİK ÇALIŞMALARI, OYUNLAR

Okullardaki müzik öğretmenlerinin yönetiminde müzik çalışmaları sürdürülmektedir. Geniş çapta Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği çalgıları 1989 yılında kurulan Çan Musiki Derneği tarafından yapılmaktadır. Dernek çalışmalarını aralıksız sürdürmekte olup oyunlara da yer vermektedir. Çevre il ve ilçelerle konserler düzenlemektedir.

Halk Eğitim merkezinde de zaman zaman mandolin, bağlama, koro kursları açılmaktadır.

Yöresel Oyunlar

Yöredeki oyunlar zengin folklor kaynaklarına dayanır. Erkeklerle kadınlar ayrı ayrı gruplar halinde oynar. Genellikle yöre oyunlarımız Zeybek özelliği taşıyan oyunlardır.

Karşılama Oyunları

Oyunlar genellikle zeybek özelliği taşımaktaysa da Trakya yöresi oyunlarından karşılama oyunları da oynanmaktadır. Karşılama oyunları, karşılıklı olmak, gelenin hatırını hoş etmek için oynanır. Yola çıkmak anlamına gelir.

ERKEK OYUNLARI
Çan Harmandalısı
Oyuna başlarken Harmandalı ile başlanır. Çeşitli yerlerde oynanan harmandalıdan bazı figürler farklıdır.
Çan Süzmesi (Çan Sekmesi)
Halka halinde, oldukça hareketli, aksak ritimli güzel bir oyundur. İkiden fazla kişi tarafından oynanır.
Kaba Güvengi
Klarnetin pes sesi ile ağır, ağır oynanan ahenkli, tam zeybek hüviyetinde ağır bir oyundur.
Çiftetelli
Üçerli karşılıklı geçmelerle oynanan hareketli bir oyundur.
Roman
Çiftetelliye benzeyen, karşılıklı oynanan bir oyundur. Aralarda dönüşleri vardır.
Koro
İkiden fazla kişi tarafından oynanır. Kollar diğer oyuncuların omuzlarına konur. Baştaki oyuncunun sağ elinde mendil vardır. Sondaki oyuncunun sol eli belindedir.
Genellikle düğünün bitiminde son oyun olarak oynanır.

KADIN OYUNLARI
 
Harmandalı
Erkeklerin oynadığı Harmandalı Zeybeğinin müziği ile oynanır. Çünkü, ritim ile erkek harmandalısından ayrılır.
Karyolanın Demiri
Zeybek ahinginde genellikle kadınların oynadığı endamlı bir oyundur.
Nina
Orta yaş grubundaki kadınların oynadığı, çökmeli ahenkli bir oyundur.
Pınarım Oyunu
Mani, darbuka, tef eşliğinde karşılıklı oynanan bir oyundur. Eğlencelerde oyunlar pınarım oyunu ile başlardı.
Karşılama
Düğün, bayram ve eğlencelerde, dümbelek ve şarkıcının eşliğinde oynanan bir oyundur.

YÖRESEL SÖZCÜKLER
 
Abuu Acımak

Ağırlık Evlenme anında erkek tarafından yapılan takılar.

Abpak Bembeyaz

Annık Tarla sınırı

Andık Sırtlan denilen hayvan

Aretlik Düğün sağdıcı

Arık Zayıf, sıska olan

Bir çakım Bir çakmada kullanılacak miktar.

Bıldır Geçen sene

Bre Hey

Çalkak Selektör

Dada Çoluk

Bana Dada Çok küçük çocuk

Dolak Kaşkol

Göz eremi Çıplak gözle görülen uzaklık

Duma Nezle

Haydamak Sürmek, götürmek

Kerevet Hayvanların altındaki tahta döşeme

Kavakan Aptal

Kile İki tenekelik (Tahıl ürünlerinde ölçü birimi)

Mısmıl Temiz, pak

Ormak İyileşme, şifa bulma

Salık Sağlık, esenlik

Setre Ceket

Sinlemek Saklamak

Su sığırı Manda

Şinik Yarım tenekelik(Tahıl ürünlerinde ölçü birimi)

Tokat Çalıdan yapılan tarla ve bahçe kapısı

Uçurmak Kaçırmak

Zıbın İç gömleği

Zıkkım Zehir

YÖREDE KULLANILAN DEYİMLER VE ATASÖZLERİ

Tarlanın taşlısı, kadının saçlısı makbuldür.

Devenin iyisine çan takarlar.

Harmanı yakacağım diyen orağa yetişmez.

Ver oğlunu ellere, yalvar deli geline.

Deveye bir göbek at demişler, o da yedi dükkan yıkmış.

Nekbet oynayacağı zaman davul delinir.

Yüz kızla bir oğlanı pazara sürün, kızlar satılır, oğlan geri gelir.

Yazın gölge çeviren, zemheride tırıs gider.

Gölgeyi hoş gören, ambarı boş görür.

Edebiyatı kargadan, adaleti horozdan, sadakati köpekten al.

İmam yiyişli, muhtar duruşlu ol.

Çocukla pak kurma, ya farkını ya kurşunu çalar.

Bakkal isen azdan başla, çiftçi isen tarlayı üçle.

Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

Geberecek it, cami duvarına siner.

Düğün kemiği ile köpek seğirmez.

Yürümeye üşenen koşmaya doyamaz.

Eşek şaşırınca kar yer.

Adam şaşırınca karısına bacanak der.

Gizli boğaya gelen aşikar doğurur.

Bağa eriği, eve yörüğü sokma.

Köpeğin duası kabul olsa bit pazarına nur yağar.